Belçika merkezli yaratıcı video ajansı AiCandy, “Tasty videos that stick.” yani hem yapışkan hem lezzetli görüntüler sloganı ile insan yaratıcılığını yapay zekâyla blender’dan geçirip markalara servis eden küçük bir işletme. Ancak asıl bombayı, gelecekten gelen hayali bir marka için patlattılar: Energym.
Energym’in kısa tanıtım sineması, daha yayınlanır yayınlanmaz viral oldu. Zira 2036 yılından bir mockumentary kesiti sunuyor ve kamerayı üç tanıdık yüze çeviriyor: Elon Musk, Jeff Bezos ve Sam Altman. Evet, 2036’dan konuşuyorlar. Gelecekten Zoom ilişkisi kurmak teknoloji için şimdi erken olabilir fakat ironi için tam vakti.
Koşu bandında meslek planlaması
Filmin art planı karanlık ancak tanıdık: 2026’daki büyük borsa çöküşünden sonra iktisat tepetaklak oluyor, insanların %80’i işini kaybediyor. “Geleceğin meslekleri” listeleri PDF olarak kalıyor, LinkedIn motivasyon post’ları buharlaşıyor. ABD’nin teknoloji seçkinleri ise dünyayı döndürmek için yeni bir yol buluyor: Yapay zekâyı insan gücüyle çalıştırmak.
İşte burada hayali Energym firması devreye giriyor: “Human-powered AI systems.” Yani hem makinenin güç gereksinimini hem de insanın “bir işe yarama” dileğini birebir pedalda buluşturuyor. Beşerler dev data merkezlerinde koşu bantlarında yürüyor, pedal çeviriyor, kürek çekiyor. Hem kalori yakıyorlar hem de algoritma eğitiyorlar. Spor salonu üyeliğiniz artık yalnızca kas değil, makine tahsili de üretiyor.
Distopya mı, LinkedIn motivasyon post’u mu?
Video, distopik bir gelecek sunarken aslında bugünün çalışma kültürüne ayna tutuyor. “Kendine yatırım yap”, “Tutkunu işe dönüştür”, “Hustle kültürü” derken aslında hepimiz görünmez bir koşu bandında değil miyiz? Görüntü bu metaforu abartıp gözümüze sokuyor: Koşuyorsun, terliyorsun ve bir yapay zekâ modeli biraz daha akıllanıyor.
Görsel lisan, belgesel ciddiyetinde; içerik ise ince ince alaycı. 2036’da Musk vizyoner cümleler kurarken, Bezos verimlilikten bahsederken, Altman insanlık için yeni bir istikrar modelini anlatıyor. Hepsi son derece makul… ki esasen en ürkütücü olan da bu. Hem güldüren hem rahatsız eden, hem “Bu ne saçma fikir!” dedirten hem de “Ya nitekim olursa?” diye düşündüren bir iş. Nitekim hoş iş çıkarılmış. Zira bu görüntü yalnızca akılda kalmıyor; biraz da vicdana yapışıyor.







Bir yanıt yazın